Kardiyopulmoner resüsitasyon, yani KPR; kalbi duran ya da normal ritmi bozulan bir kişinin beyin ve organlarına kan pompalamak için yapay basınç oluşturma yöntemidir. Kalp durmasından itibaren geçen her dakikada hayatta kalma şansı yaklaşık yüzde on azalır. Ambulans ortalama sekiz ila on iki dakikada ulaşabildiğine göre, ilk müdahaleyi yapacak olan çoğu zaman olay yerindeki sıradan bir kişidir.
İlk değerlendirme
KPR'a başlamadan önce güvenlik kontrolü yapılır: olay yeri tehlikeli mi, kendi canınız risk altında mı? Ardından kazazede omuzlarından hafifçe sarsılarak ve yüksek sesle İyi misiniz? diye sorularak bilinç kontrolü yapılır. Yanıt yoksa 112 derhal aranır ya da çevredeki birine aratılır; bu esnada hava yolu açılır. Bunun için kişinin başı geriye doğru yatırılır, çene kaldırılır. Beş ila on saniye boyunca göğüs hareketine ve nefes sesine bakılır. Normal nefes yoksa KPR başlar.
Göğüs baskısı tekniği
Göğüs baskısında kurtarıcı diz çöker, iki elin topuğunu üst üste koyarak göğüs kafesinin tam ortasına, iki meme ucu hizasına, yerleştirir. Kollar dik tutulur, vücut ağırlığı kullanılarak saniyede yaklaşık iki baskı hızında, yani dakikada 100 ila 120 baskı uygulanır. Her basışın derinliği en az beş santimetre olmalı; baskılar arasında göğüs kafesinin tam olarak geri gelmesine izin verilmelidir. Bu geri çekilme aşaması, kalpte negatif basınç oluşturarak kanın kalbe dolmasını sağlar; atlanmaması kritik öneme sahiptir.
Solunum desteği
Eğitimli kurtarıcı ağızdan solunum da uygulayacaksa 30 baskıya 2 solunum döngüsü izlenir. Her solunum yaklaşık bir saniye sürmeli ve göğsün yükselmesi gözlemlenmelidir. Eğitimsiz kişiler ise yalnızca göğüs baskısıyla devam edebilir; bu, hiç müdahale etmemekten çok daha değerlidir.
Ne zaman durulur
KPR, kişi normale dönene, profesyonel yardım gelene ya da kurtarıcı fiziksel olarak tükenene kadar sürdürülür. Yorulunca çevre sakinlerinden yardım istenerek nöbetleşe devam edilebilir.