Alkol, merkezi sinir sistemi üzerinde baskılayıcı etki yapan bir maddedir. Küçük miktarlarda bile tepki süresini uzatır, derinlik algısını bozar ve sürücünün risk değerlendirme becerisini zayıflatır. Tüm bu etkiler, araç kullanan biri için ölümcül sonuçlar doğurabilir.
Yasal sınırlar
Türk Ceza Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği, sürücü kanındaki alkol miktarını açıkça sınırlandırmıştır. Buna göre otomobil, motosiklet ve kamyonet sürücülerinin kandaki alkol düzeyi 0,50 promilin üzerine çıkmamalıdır. Ticari araç, otobüs ve taksi sürücüleri için bu sınır daha da katıdır: 0,21 promil ve üzeri zaten cezai yaptırım kapsamına girer. Yeni ehliyet sahipleri için ise ilk iki yıl sıfır tolerans uygulanmakta, herhangi bir alkol tespiti ehliyet iptaline yol açmaktadır.
Vücuttan atılım
Pratikte bir bira, ortalama ağırlıktaki bir yetişkinde kanda 0,30-0,50 promil düzeyine ulaşmaya yetebilir. Üstelik alkol, vücuttan saatte yaklaşık 0,10-0,15 promil hızıyla atılır; bu da gece geç saatte içilen alkollü içeceğin sabah sürüşünü etkileyebileceği anlamına gelir. Kahve içtim, ayıktım algısı tamamıyla yanıltıcıdır. Kahve alkolü kandan hızlandırmaz, yalnızca uykusuzluk hissini geçici olarak bastırır.
Fizyolojik etkiler
Alkollü sürüşün fizyolojik sonuçlarına bakıldığında tablo açıktır: 0,50 promilde görme alanı daralmaya başlar ve fren pedalına basma süresi normalin yaklaşık yüzde yirmi üzerinde uzar. 1,00 promilde ise denge bozukluğu, çift görme ve refleks kaybı belirginleşir. Bu noktada bir sürücü tehlikeyi gördüğünde frene basmadan önce aracı ortalama altı ila sekiz metre daha ilerlemiş olacaktır.
Hukuki sonuçlar
Türkiye'de alkol ölçümü polis tarafından isteğe bağlı değil, şüphe durumunda zorunlu olarak yapılır. Ölçümü reddeden sürücü, en üst ceza diliminden işlem görür. Ayrıca kaza yapıldığında alkol tespiti, tazminat sigortasını büyük ölçüde geçersiz kılabilir.